Beyin ve Sinir Cerrahisi Ünitesinde poliklinik hizmetleri, hafta içi 9.00-18.00 , cumartesi 9.00-15.00 saatleri arasında veriliyor.
Günümüzde Beyin ve Sinir Cerrahisi, bütün dünyada önemi giderek artan bir tıp dalı olarak kabul ediliyor. Nöroşirurji alanında başarıya ulaşmanın temel unsurlarınıysa bilgi birikimi ve teknoloji oluşturur. Bunun yanı sıra, nöroşirurjide, branşlar arası yardımlaşma ve sürekli kendini yenileme de büyük önem taşır.
BEYİN CERRAHİSİ
Beyin ve Sinir Cerrahisi Ünitesi, hizmetlerini, dünyadaki gelişmelere paralel olarak yenilediği ileri teknolojik donanımı ve konusunda uzman hekim ve teknik personelle veriyor. Bu çerçevede bilgisayarlı tomografi cihazı, Radyoloji Ünitesi, Acil Servis, Yoğun Bakım Ünitesi ve modern ameliyathaneler, 24 saat hizmete hazır tutuluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Ünitesi’nde tedavi ve ameliyatları yapılan hastalıklar, başvuru çokluğuna göre şöyle sıralanır:
• Bel Rahatsızlıkları • Periferik sinir sıkışmaları • (Karpal tünel sendromu – carpal tunnel syndrome) • Kafa travmaları • Omurilik travmaları • Beyin kanamaları • Beyin ve omurilik tümörleri • Sinir sisteminin doğuştan olan anormallikleri
Bel fıtığı
Günümüzde en sık rastlanılan sinir sistemi hastalıklarından birini bel fıtıkları oluşturur. Bel fıtığı; vücudumuzun bel kısmında, omurgalar arası kıkırdak dokunun yırtılarak,yerinden dışarı çıkmasıyla oluşur. Omurilikten çıkan sinirlerin sıkışması sonucu ortaya bazı hareketleri zorlayan ağrılı bir tablo çıkar. Başlangıçta, hasta, konservatif olarak ağrı kesiciler ve yatak istirahatı ile rahatlatılabilir, röntgen ve MR ile tanı kesinleştirilir. Hasta yakından takip edilerek, ayaklarda veya kolda ortaya çıkabilecek kuvvet kusurları konusunda uyarılır. Genelde bel fıtığında ilk 15 gün içinde şikayetler, hastaların yüzde 90’ında hızla geriler ve kişi normal yaşantısına dönebilir. Geri kalan yüzde 10’luk bölümdekiler ise hayatının herhangi bir döneminde ameliyata aday olarak görülür. Tedavi sonrasında da bel ya da boyun fıtığına bağlı, kişinin günlük yaşantısını az veya çok etkileyen şikayetler devam edebilir. Bel fıtığı kalıcı veya geçici felçlere neden olabilir. Ancak, hekimin zamanında müdahalesiyle böyle bir durumun oluşması önlenebilmektedir. Hekimin bu noktayı iyi algılaması ve felç meydana gelmeden müdahale etmesi hayati önem taşıyan bir husustur.
Ameliyat tercihi
Bel fıtığı tedavisinde ameliyat önemli bir yer tutuyor. Ancak, geçmişteki kötü örneklerin olumsuz etkilerinden kalan bir alışkanlıkla fıtık ameliyatlarına hala korkuyla bakılmaktadır. Oysa günümüzde modern cerrahi yöntemlerle ameliyatların olumsuz etkileri ortadan kaldırılıyor. Tıbbi tedaviden fayda görmeyen, istirahat ve fizik tedavi ile iyileşmeyen, tedaviye rağmen komplikasyon çıkan hastalar operasyona alınmalıdır.
Felç riski
Bel fıtığı tedavisinde istenen sonucun alınması için hekime başvurmakta geç kalınmaması gerekir. Eğer hasta, ağrılarla uzun süre yaşayıp, ameliyat korkusuyla tedaviden uzak kalmasına bağlı olarak ayakta felç oluşmuşsa, bu durumu ameliyatla düzeltmek mümkün değildir. Operasyon uygun zamanda yapıldığı takdirde ise fıtığın tekrarlama olasılığı yok denecek kadar azdır. Ancak başka kıkırdak mesafelerinden tekrar bel fıtığı olma olasılığı ortadan kalkmaz. Belimizde 5 ayrı omurga bulunuyor ve her birinin arasındaki kıkırdak yırtılarak ayrı fıtıklar oluşabiliyor.
Ameliyat olacak hastalara öneriler
Cerrahi müdahalenin size getireceği faydaları düşünün. Hekiminize ve hastaneye güvenin ( Hastasının rahat olduğunu gören hekim, daha başarılı bir ameliyat gerçekleştirir).
Yöntem hakkında bilgi isteyin, ama, “ben bu yöntemi istiyorum” diye siz seçmeyin. Ameliyatı gerçekleştirecek cerrah size en uygununu seçecektir.
Ameliyat sonrası ağrıyı bildirin, direnmeyin. Herkesin ağrı eşiği, acıya dayanma sınırı farklıdır. Daha önce bu nedenle ameliyat olanlara bakıp, “ağrısı hemen geçmiş, 10 gün sonra işe gitmiş” diye düşünmeyin. Sizin durumunuz, size özeldir. Önemli olan belirli bir müddet sonraki sağlık durumunuzdur.
Ameliyat belirli bir bölgedeki, tüm vücudu ilgilendiren bir girişimdir. Ama ameliyatın sona ermesi, aklınızdan “her şey yeniden tekrarlar mı” korkusunu atmanızla olur.