Meyve suyu ile artan yaşam kalitesi
Aşırı şişmanlık, tüm dünyada önemli sağlık sorunlarından biri haline geldi. Son on yılda, yaşları 6 ile 17 arasında değişen çocuklarda da şişmanlık oranı yüzde 5’den, yüzde 11’e yükselerek 2 kat arttı. Erken yaşlarda aşırı kilo alımı uzun vadede fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açıyor. Çocukluk çağında aşırı kilo alımı diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, inme ve bazı kanser türleri gibi ciddi hastalıklara zemin oluşturuyor. Aşırı kilo alan çocuklarda kendine güvenin kaybolması ve kendilerini arkadaşlarından izole etme gibi ağır psikolojik sorunlar oluşabiliyor. Şişman çocuklar, gelecekte de şişman yetişkin adayı haline geliyor.
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Sevinç Yücecan, çocuğa yaşına uygun miktarda verilen çeşitli meyve sularının, herhangi bir belirgin klinik semptoma neden olmayacağını belirtiyor. Yücecan, 1-6 yaşındaki çocuklar için önerilen günlük meyve suyu tüketiminin 120-180 gram, 7-18 yaşındaki çocuklar için önerilen günlük meyve suyu tüketiminin ise 240-360 gram veya günde 2 porsiyon olduğunu hatırlatıyor.
Yüzde 72’si sıvı olan insan vücudunun günde ortalama 2.5 litre sıvı kaybettiğini hatırlatan Prof. Dr. Yücecan, vücuda sıvı ihtiyacının yanı sıra bazı besin öğelerini de sağlayan meyve sularının özelliklerini şöyle anlatıyor:
“Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri ve bu sayede vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkün. Vücudun su dengesi; solunum yoluyla, idrarla, terle ve dışkı ile kaybedilen sıvının yeniden su, sulu içecekler ve yiyecekler içindeki su ile alınmasıyla sağlanıyor. Özellikle sebze ve meyve suları potasyum, folat ve vitamin C, b-karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşen içerikleri ile potansiyel antioksidan etkinlik gösteriyor. Bu nedenle sebze ve meyve suları susuzluğu giderdiği gibi, sağlığı da olumlu etkiliyor ve bazı kanser türleri ile kalp ve diğer kronik hastalıklara karşı koruyucu etkileri olabiliyor. Dengeli tüketildiği takdirde yaşam kalitesini yükseltebiliyor.”