Yaşlılık belirtileri

1.Vücut gücü ve direncinde genel bir düşme başlar.

2.Damar hastalıkları, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde ve menopoz sonrası kadınlarda daha sık görüldüğü için kalp krizinin neden olduğu ölümlerde artış görülür. “Bakımsız” bir kalp yaşlandıkça sağlığımızı ve canımızı tehlikeye atar; halbuki, özenle bakılmış bir kalp “bakımsız” yaşıtlarından çok daha sağlıklı işler.

3.Kanser gibi “ölümcül” hastalıklara karşı direnç azalır. Bizi hastalıklara karşı koruyan sistemler daha düşük kapasiteyle işleyebilirler. Kısacası, bağışıklık sistemi zayıflar.

4.Karaciğerin çalışma hızı yavaşlar.

5.Kas gücü azalır. Yağsız kas kitlesi 40 yaşlarında azalmaya başlar,ve azalmakta olan kasların yerini yağlar alır. Kişinin dayanıklılığı ve gücü azalır. 65 yaşına gelene kadar kişi kas gücünün 80’ini kaybedebilir.

6.Kemiklerde bulunan mineraller azalır. Omurga zayıflamaya başlar, özellikle kalça kemiğinin kırılma riskinin artması çok tehlikelidir.

7.Ciltte kırışıklıklar ve sarkıklıklar fazlalaşır.

8.Saç ve diş kaybı artar.

9.Görme, duyma ve tat alma duyuları zayıflar.

10.Zihinsel kapasite azalır.

11.Yaşama isteği azalabilir veya tümüyle yok olabilir.

Bilimsel bulgular, yaşlılık belirtilerini geciktirmenin olanaklı olduğunu göstermektedir. Bunun da sırrı şu cümlede saklıdır:

Beslenmemize dikkat ederek, spor yaparak ve sinirlerimizi kontrol altına alarak gençliğimizi uzun yıllara yaymamız mümkün olabilir.

Kısaca, yaşlılığa hazırlıksız olarak girmiş kişilere bakıp acırken, bundan ders alıp kendi yaşlılığımızı daha sağlıklı ve mutlu geçirebileceğimiz bedensel altyapıyı planlamak kendi elimizdedir. Yaşlılıkta, yürüyemeyecek ve nefes nefese kalacak kadar güçsüz düşmek yerine, yaşlılığa bilinçli adımlarla ilerleyerek güçsüzleşme sürecini ertelemek daha iyi bir seçenek değil mi?

Diyelim ki, kişinin “alın yazısında” 80 yıl yaşayacağı yazılmış. Bu kişi, 50 yaşına kadar nispeten sağlıklı ve dinamik yaşadıktan sonra durum değişmeye başlıyor ve yaşamının geri kalan 30 yılını hastalıklarla ve onların geçirdiği bunalımlarla boğuşarak geçiriyor. Oysa aynı kişi, gençlik yıllarında başlayan doğru beslenme alışkanlıkları ve düzenli spor sayesinde en azından 65-70 yılını dinç, hareketli ve hastalıksız geçirebilirdi.